Allahü teala, dünyada bütün insanlara acıyor. Muhtac oldukları ni’metleri yaratıp,herkese gönderiyor. Dünyada ve ahıretde se’adete kavuşmak için,bu ni’metlerin nasıl kullanılacağını da bildiriyor. İslamiyyeti hiç işitmemiş olan kafirlerin Cehenneme sokulmıyacvaklarını bunların hesabdan sonra, hayvanlar gibi yok olacaklarını, imam-ı Rabbani,259.cu mektubunda bildirmekdedir. İşitdikden sonra,düşünüp iman edenleri Cennete sokacakdır.Düşünmek için ömür boyu zeman vermiştir. Nefslerine,kötü arkadaşlara,zararlı kitablara ve yabancı radyolara aldanarak küfr ve dalalet yoluna sapanlardan imana gelenleri afv ediyor. Bunları ebedi felaketden kurtarıyor.Azgın,zalim olanlara hidayetini ihsan etmiyor. Onları,beğendikleri,istedikleri,içine düşdükleri inkar bataklığında bırakıyor.Ahıretde,Cehenneme gitmesi gereken mü’minlerden,dilediklerini,cehennemde,günahları bitinceye kadar yakdıkdan sonra Cennete kavuşduracakdır. Her Canlıyı yatan,her varı, her an varlıkda durduran,hepsini korku ve dehşetden koruyan yanlız Odur.
Herhangi bir kimse,herhangi bir zemanda,herhangi bir yerde,herhangi bir kimseye,herhangi bir şeyden dolayı,herhangi bir süretle hamd ve şükr ederse,bu medh-ü senaların ve teşekkürlerin hepsi,Allahü tealaya mahsüsdur.Çünki,her ni’meti[iyiliği] yaratan,gönderen, hep odur.O hatırlatmazsa ve kuvvet ve kolaylık vermeze,kimse kimseye iyilik ve kötülük yapamaz.Hep onun dilediği olur.Onun Dilemediği kimse yapamaz.[Hadis-i kudside,(İnsanların,beni tanımakla şereflenmeleri için yaratdım) buyuruldu.Bunu işitince,(kafirler,dünyada allahü tealaya inanmıyorlar.Bu hadis-i şerif hasıl olmuyo) demek doğru değildir.Çünki,Alimler,Veliler,belli bir dereceye yükselince,belli bir yaşa gelince,Allahü tealayı tanımağa başlıyorlar.Kafirler de, ahirete gidince tanımayacaklardır.Tanımayan Kalmayacakdır.]
Hamd,Bütün ni’metleri Allahü tealanın yaratdığına ve gönderdiğine inanmak ve söylemek demekdir.Şükr,Bütün ni’metleri ahkam-ı islamiyyeye uygun kullanmak demekdir.Ni’met,Faideli şey demekdir.Ni’metler,Ehl-i sünnet alimlerinin kitablarında yazılıdır.Ehl-isünnet alimleri,meşhür dört mezhebin alimleridir.
Onun Sevgili peygamberi, insanların her bakımdan en güzeli, en üstünü olan muhammed aleyhisselama ve onun iyi ahlak ve ilm sayçan,Aline,ya’ni akrabasına ve eshabınnın hepsine ”dıvanullahi teala aleyhim ecma’in”bizden dualar ve selamlar olsun!
üskimanların öğrenmeleri lazım olan bilgilere/islam ilmleri) denir.İslam ilmleri ikiye ayrılır(DİN BİLGİLERİ) ve (fen bilgileri). Fen bilgilerine (hikmek)denir. Dinde reformcular,fen bilgilerine (rasyonel bilgiler), din bilgilerine(Skolastik bilgiler)diyor.Peygamberimiz ”sallallahü aleyhi ve sellem” (Hikmet,müslimanın gayb olmuş malı gibidir.Onu Nerede Bulursa alsın!) buyurdu. Bu Hadis-i şerif,fen bilgilerini öğrenmeği emr etmekdedir. Din bilgilerinin esası yirmi ilmdir.Yüksek ilmlerden birisi,(Ahlak ilmleri)dir.
[Güzel Ahlak sahibi olan ve zemanın fen bilgilerinde yükselmiş olan müslümana(Medeni),Ya’ni ilerici denir. Fende İlerlemiş ağır şanayı’ kurmuş, fekat ahlakı bozuk olan kimseye(Zalim), ya’ni ( gerici) eşkiya ve diktatör denir. Fen Ve san’atda geri ve ahlakı bozuk olanlara (Vahşi) ya’ni adi denir.(Medeniyyet)i ta’mi-i bilad ve terfih-i ibaddır. yani,şehrler yapkmak ve insanlara hizmetdir.Bu da, fen ve sanat ve güzel ahlak ile olur.Kısacası, fen ve sanatın güzel ahlak ile birlikde olmasına (medeniyyet) denir. Medeni insan, fen ve sanatı, insanların hizmetinde kullanır. Zalimler ise, insanlara işkence yapkmakda kullanır. Görülüryorki,hakiki müsliman,ilerici bir insandır. Hıristiyan, yehüdi ve komünist(yani dinsiz), gerici,şaki ve zevallı bir kimsedir.Görülüyorki, medeniyet,şehrler, binalar yapmakdır.Buda,fen ve sanatile olur.Tekmil-i sına’at, telahuk-ı efkar iledir.İnsanların refah içinde yaşamalarıda, islam ahlakı ile olur.
Her müslimanın islam bilgilerini lüzümu kadar öğrenmesi farzdır.Bunun için, islam alimleri, birçok kitab yazmışlardır.Ahlak kitablarından nasırüddin-i muhammed tüsinin yazdığı (ahlak-ı nasiri) ve celalüddin-i muhammed devaninin yazdığı (ahlak-ı celali) ve hiratlı hüseyn vaiz-ı kaşifinin yazdığı (ahlak-ı musini) kitabları meşhurdur. Kitabımızın birinci kısmı,muhammed hadiminin ”rahimehullahü teala”(Berika) kitabından terceme edilmiştir.Bu kısımda, islamiyyetin beğenmeği ahlakı ve bunlardan korunma ve kurtulma çarelerini bildireceğiz.Bu kötü ahlak,kalbin hastalıklarıdır. kalbi ve ruhu ebedi ölüme sürüklerler.Başka kitablardan alarak yapılan ilaveler, köşeli parantez içinde yazılmışdır.Kitabımızın ikinci kısmında, 979 senesinde edirnede vefat etmiş olan , ali bin emrullahın ” rahime-hullahü teala” yazmış olduğuitürkçe(ahlak-ı alai) kitabının baş kısmını yazarak, ahlakın tarifini ve çeşidlerini açıklayacağız.
Bu kitabımızı okuyan temiz gençler, dedelerinin , sağlam bedenli,iyi ahlaklı,çalışkan,medeni,ilerici olduklarnı anlıyacak, islam düşmanlarının yalanlarına, iftiralarına aldanmakdan kurtulacakdır.
Nsirüddin-i tsusinin ismi muhammed bin fahreddindir. Hicri 597 sesinde tüsda yani meşhed şehrinde tevellüd 672 de bağdadda vefat etti. şii idi.Hülagünün bağdadı yakıp yıkmasına,yüzbinlerle müslimanı öldürmesine sebeb olanlardan biridir. hülagünün veziri oldu. dörtyüzbin kitab bulunan bir kütphane ve resadhüne, bir akademi yaptı. çok kitap yazdı.(Faideli bilgiler) kitabının 97.ci sahifesine bakınız!
Muhammed celalüddin-idevani ”rahime-hullahü teala” 829 senesinde tevallüd 908 de şirazda vefat etti. İslamalimlerinin en büyüklerindendir. Çok kitap yazdı(Ahlak-ı celali) kitabı fahhrisi olup 1304 senesinde hindistanda sekinci baskısı yapılmışdır. ingilizceye de terceme edilmişdir.

ilk müslümanlar

ilk müslümanlar

Hüseyn bin ali vaiz-i kaşifi ”rahime-hullahü teala”, hiratda vaiz idi. hicri 910 senesinde orada vefat etdi.
Ey Temiz Gençler! Ey, ömrlerinin islam dininin güzel ahlakını öğrenmekde ve yaymakda tüketen ve canlarını allahın dininin insanlara yaymakda feda eden şehidlerin asil ve kıymetli çocukları! Şerefli ecdadımızın şizlere tam ve doğru olarak getirdiği ve emanet bırakdığı, mubarek islam dinini ve bunun bildirdiği güzel ahlakı iyi öğreniniz! Güzel yurdumuza göz diken,can,mal,din ve ahlak düşmanlarının saldırılarına karşı, bu mukaddes emaneti bütün gücünüzle savununuz! her yere yayarak, insanları seadete kavuşdurmağa çalışınız! Bilinki, dinimiz , güzel huylu olmamızı, sevişmemizi,büyüklere hurmet,küçüklere şefkat etmeği, dinli dinsiz, herkeze iyilik etmeği emr etmekdedir. HerKesin hakkını, ücretini veriniz! kanunlara, hükümetin emrlerine karşı gelmeyiniz! vergilerinizi vaktinde ödeyiniz!Allahın, doğruların yardımcısı olduğunu hiç unutmayınız! Sevişelim, yardımlaşalımki, allahü teala yardımcımız olsun!
İslam alimleri buyuruyorlarki,(allahü teala insanda üç şey yaratdı:akl,kalb ve nefs. bunların hiçbirini görülmez. varlıklarını eserleri ile, yapdıkları işlerle ve dinimizin bildirmesi ile anlıyoruz.Akl ve nefs dimagımızda,kalb göğsümüzün sol tarafındaki yüreğimizdedir.Bunlar, madde değildir. Yerkaplamazlar. Buralarda bulunmaları, elektriğin ampulda, mıknatisin endüksiyon bobininde bulunması gibidir. akl,fen bilgilerini anlamağa çalışır. bunları anlar. islamiyyete uygun olanlarını,fenalarından, zararlı olanlarından ayırır. iyileri, fenaları, isyamiyyet ayırmakdadır.

imam muhammed ibni idris

imam muhammed ibni idris

islamiyyeti bilen ve uymak istiyen akla(akl-ı selim) denir. aklı az olan , hep şaşıran kimseye(ahmak), aklı hiç olmayana(mecnun) denir. selim olan akl, islamiyyetin bildirdiği iyi şeyleri kalbe bildirir. kalbde, bunları yapmadı irade ederek, dimagdan çıkan harket sinirleri vasıtası ile , azalara , organlara yapdırır. iyi veya fena şeyleri yapmak arzusunun kalbe yerleşmesine (ahlak),(huy)denir. Nefs, bedene tatlı gelen şeylere düşkündür.Bunların iyi,fena,faideli,zararlı olduklarını düşünmez.Arzuları, islamiyetin emrlerine uygun olmaz. islamiyyetin yasak etdiği şeyleri yapmak, nefsi kuvvetlendirir. Daha Berini yapdırmak ister. Fena,zararlı şeyleri, iyi gösterip,kalbi aldatır. kalbe bunları yapdıraraki zevklerine kavuşmak için çalışır. kalbin nefse aldanarak, fena huylu olmaması için, ahkam-ı islamiyyeye uyarak kalbi kuvvetlendirmek ve nefsi zaifletmek lazımdır. aklı kuvvetlendirmek, islam bilgilerini okuyup, öğrenekle olduğu gibi, kalbin kuvvetlenmesi, yani temizlenmeside ,de ahkam-ı islamiyyeye uymakla olur. islamiyyeyete uymak içi, ihlas lazımdır.(İhlas), işleri, ibadetleri, allahü teala emr etdiği için yapmak,başka hiçbir menfeat düşünmemekdir.Kalbde ihlas hasıl olması, kalbin zikr etmesi ile, yani allah ismini çok söylemesi ile olur. zikrin ehemmiyyeti,(kıyamet ve ahıret)kıtabı 284.cü sahifesinden başlıyarak, uzun bildirilmekdedir.Zikrin nasıl yapılacağını, mürşid-i kamilden öğrenmek ve aklda bulunan ve his organlarından gelen dünya düşüncelerini kalbden çıkarmak şartdır.Dünya düşüncesi hiç kalmazsai kalb kendiliğinden zihr etmeğe başlar. zihrin nasıl yapılacağı (tam ilmihal)in 921.ci sahifesinde yazılıdır.şişedeki su boşalınca,havanın şişeye kendiliğinden, hemen girmesi gibidir.kalbi dünya düşüncelerinden korumak,kalbin mürşid-i kamilin kalbinden feyz[nur] alması ile olur. kalbden kalbe(feyz), muhammed tolu ile akar. mürşidin başka memleketde bulunması veya vefat etmiş olması, feyz gelmesine mani olmaz.(Mürşid), islam bilgilerini iyi bilen ve islamiyyete tam uyan, ihlas sahibi , ehl-i sünnet alimidir. İslamiyyete uymak, kallbi kuvvetlendirdiği gibi, nefsi zaifletir.bu sebeb ile (nefs), kalbin islamiyyete uymasını, mürşid-i kamilin sohbetinde bulunmağı, kitablarını okumağı istemez.Dinsiz, imansız olmasını ister. akllarına uymayığ, neflerine uyan kimseler, bunun için dinsiz olmakdadır. nefs ölmez. fekat, gücü kuvveti kalmayınca kalbi aldatamaz.Bugün, yeryüzünde bulunan müslimanlar üç fırkaya ayrılmışdır. birinci fırka, eshab-ı kiramın yolunda olan, hakiki müslimanlardır.bunlara (ehl-i sünnet) ve (sünni) ve (fıkra-i naciyye), cehenneden kurtulan fırka denir. ikinci fırka, eshab-ı kirama düşman olanlardır. bunlara (şii) veya (fırka-i dalle) sapık fırka denir.üçüncüsü , snnilere ve şiilere düşman olanlardır. bunlara (vehhabi) ve (necdi)denir.çünki bunlar, ilk olarak arabistanın necd şehrinde meydana çıkmışdır. bunlara(fırka-i melune) de denir. çünki bunların müslimanlara işrirk dedikleri(kıyamet ve ahıret) ve (seadet-i ebediyye) kitablarımızda yazılıdır. müslimanlara kafir diyen peygamberimiz lanet etmişdir. şii fırkasını yehudiler, vehhabi fırkasını ingilizler kurdu. Ehl-i sünnet fırkasını türkler korudu.
hangi fırkadan olursa olsun,nefsine uyan ve kalbi bozuk olan, cehenneme gidecekdir.her mümin,nefsini tezkiye için , herzaman çok (la ilahe illallah) ve kalbi tasfiye için(estagfirullah) okumalıdır. ahkam-ı ismaiyyeye uyanın düası muhakkak kabul olur. nemaz kılmıyanın, açık kadınlara bakanın ve haram yiyip içenin, ahkam-ı ismiyyeye uymadığı anlaşılır. Bunların Kabul Olmaz.