biz allah’u zülcelal’in kölesiyiz. çünkü ibadet kendini allah’ın kölesi bilmek demektir. eskiden savaşlarda esir düşenler galiplere köle olurlardı efendi kölesini isterse bir iş buyurur çalıştırırdı o külenin artık istediği gibi yaşamaya istediği yere gitmeye hakkı yoktu allah’u zülcelal köleleri azat etmeye bu halde kurtarmaya büyük mükafat vaat etmiştir insanın insana kul köle olması mecazidir efendi kölesini ancak ancak bir işte çalıştırır gücünden faydalanır ama onun hakiki sahibi olamaz çümkü onu yaşatmak öldürmek kaderini tayin etmek elinde değildir aksine kendiside allah’ın kuludur efendi kölesini her yerde ve her zaman göremez gözetleyemez onun kalbinden geçeni bilmez ona zorla bir iş yaptırsa bile gönlüne hükmedemez

her şeyin hakiki sağibi maliki ve rabbi sadece allah’u azimüşşan’dır her kes ve her şey şeytanların en azgınları da meleklerin en yücesi de rabbin aciz bir kuludur kullarında dilediğine fani bir mülk verir ama sonra hep sinin huzurunda toplayıp hesaba çeker

de ki ey müykün sağibi allah’ım dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinde mülkü alırsın dilediğini aziz kılar dilediğine alçaltırsın iyilik hayr senin elindedir gerçekten sen her şeyi güç yetirensin allah’u zülcelal bütün insanları yoktan var etmiştir
her an onları yaşatmaktadır rızıklarını vermektedir insanları her yerde görür her yaptığını bilir yaparken neye niyet ettiğini de bilir on gönüllerin özünü bilir insan bu dünyada her nefeste allah’ın verdiği sağlık ve afiyet ile yaşar onun göğsünde yarattığı kalp ile hisseder ve teşekkür eder allah’ın yarattığı azallar ile dünyada dolaşır işler yapar kendine geçici bir mülk ve imkan edilir ama sonunda ölür ve allah’ın huzuruna getirilir kendisine verilen nimetlerle ve imkanlarla ne yaptığı insana sorulur insanın allah’u zülcelal karşısındaki bu durumuna hakiki manada kulak denir insanın rabbi sağibi allah’u zülcelal’dir ondan kaça bileceği bir yer yoktur her nefeste rabbinin huzuruna doğru hesap vermeye gitmektedir zaten kendisi gafil olsada rabbi ondan gafil değildir rabbi onun her yaptığını görüp durmaktadır allah’u zülcelal bir ayeti kerimede buyuruyor ki göklerin ve yerin gaibı allah’a aittir bütün işler ona arz edilmektedir öylese sende ona kulluk et ve ona dayan tefekkül ki rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir insanın allah’u zülcelal karşısındaki bu durumu abudiyet yani kulluktur bunun şurunda olması yani insanın rabbine karşı kulluğunu itraf edip ey rabbim benim sağibin sensin bana düşen sen ne emredersen onu yapmaktadır manasında ameler işlemesine de ibadet denmiştir allah azimüşşan kuran’ı kerim de bir çok ayetlerde ibadet etmeyi emrederken kibrine yedirmeyerek kuluğuna itirafa ve kulluk ifadesi olan ameleler işlemeye yanaşmayanlara azap ediliceğini de bildiriyor rabbiniz buyuruyordu ki bana dua edin ki duanıza icabet edeyim bana ibadet etmekten büyüklenenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir ebu bekir’i sıdik radıyallahu anhu buyuruyor ki sonu ateş olan hiçbir rahatlıkta menfaat yoktur bazı insanlar rahat davranıyorlar namaz kılmıyorlar oruç tutmuyorlar güya böyle yapmakla kendilerini mutlu ve serbest kılıyorlar serbest dolaşıyorlar sanki hürlermiş gibi hayır biz hür değiliz köleyiz biz allah’ın kölesiyiz efendisi kölesine ne emrederse köle onu yapar zerre kadar onun emrinden çıksa efendisi onu cezalandırır bizlerde allah’ın kölesiyiz önümüze ne gelirse onu yapacak durumda değiliz allah bize ne emretmişse onun emirlerine ve nehiylerine yerine getirmemiz gerekir önümüze ne çıkarsa hürmüş gibi davranır ve onu yaparsak bu büyük bir kolaylık ve rahatlıktır ama ondan sonra da ateş var işte böyle bir rahatlıkta hayır yoktur rağatlığın sonunda ateş varsa o hayır sayılmaz rahatlık sayılmaz rahatsızlığın sonunda da cennet varsa o rağatsızlık değildir yine oruç tutuyorsunuz namaz kılıyorsunuz hacca gidiyorsunuz allah rızası için bazı sıkıntılara katlanıyorsun rahatsız oluyorsun zor geliyor sana ama ondan sonra cennet olduğunu için rahatsızlık sayılmaz bunlar diyor ebu bekir’i sıddik radıyallahu anhu daha önce geçen ayetlerden anlıyoruz ki ibadet etmek üzerimize bir borçtur bir vazifedir allah’ın farz kıldığı ibadetler bir vazifet değil yani istersek yapıp sevap kazanacağımız yapmazzak da bir şey olmaz diyebileceğimiz ameller değildir mutlaka yapmamız gereken görevlerdir kıyamet koptuğu zaman kabirlerden kalktığımız vakit zaten kul olduğumuzu göreceğiz ve artık bunu inkara hiçbir mecal de kalmayacak ama o vakit bunu itiraf etmek hiç bir fayda vermeyecek çünkü o gün ancak insanın ölmeden önce yapıp önden gönderdiği rabbine takdim ettiği ibadetler ve salih ameller fayda verecektir.