Sular şer’an iki kısımdır. Biri mutlak sulardır ki su denildiği zaman yalnız bu kısım hatıra gelir. Bunlar yaratıldıkları vasıf üzere duran yağmur kar suları deniz göl ırmak pınar kuyu sularıdır. Bunlardan her birine “Ma-i mutlak=Mutlak su” denir.
Diğeri mukayyed sulardır ki herhangi bir maddenin karışması ile yaratılmış oldukları halden çıkmış ve hususi bir ad almış olan sulardır. Gül suları çiçek suları asma üzüm et suları gibi. Bunlardan her birine de “Ma-i mukayyed =Mukayyed su” denilir. Mukayyed sular biri aslı diğeri de gayrı aslı olmak üzere iki türlüdür. Aslı olanlar: Kavun karpuz asma ve gül suları benzerleridir. Gayri aslı olanlarda esasen mutlak su iken sonradan olan bir durum sebebiyle mukayyed olan sulardır içine düşen yaprakların çürümeleriyle tabiat olan rikkat ve seyelan = incelik ve akıcılık halini kaybederek bozulan bir su gibi. İçinde nohut mercimek gibi temiz bir şeyin pişmesiyle incelik ve akıcılığı kalmamış olan bir su da mukayyed bir su ile üç vasfından yani renk koku ve tadından birini veya ikisini kaybeden mutlak bir su da mukayyed olmuş olur. Şöyle ki bir mutlak suya süt gibi renk ve tattan ibaret iki vasfı olan veya karpuz suyu gibi tattan ibaret bir vasfı bulunan bir sıvı karışıp kendisinde bu vasıflardan yalnız biri belli olsa veyahut sirke gibi renk ile tat ve kokudan ibaret üç vasfı bulunan bir sıvı karışıp da bu vasıflardan ikisi belirse artık o mutlaka su mukayyed olmuş olur. Bir mutlaka su yosun tutmakla veya dura dura bozulmakla veya içine tadına değiştirmeyecek miktarda sabun zağferan toprak veya yaprak gibi temiz ve katı şeyler düşmekle veya içinde mısır nohut gibi şeyler ıslatılmakla mutlakki böyle bir sebeple tabiatına kaybetmiş yani; inceliği akıcılığı kalmamış olursa artık bir mutlak su olmaktan çıkmış olur.