Doğruluk,özü ile sözü bir olan, sözün doğrusunu söyleyen insanları yanıltmayan, kandırmayan veya yanılacakları şekilde hakkı gizlemeyen, saptırmayan, açıkça dosdoğru konuşan demektir. güvenilirlik de neticesidir.
kişinin söz verdiği zaman ahdine sadık olması,kendisine emanet edilen her şeyde emin olması,kendisinden hiçbir hile ve hıyanet beklenmemesi demektir.
doğruluk ve emniyet,güzel ahlak ve faziletlerin en mühim unsurudur.bir insanda çeşitli güzel huylar olsa ama zaman zaman yalan söylese ona kim güvenebilir? Güvenemedikten sonra,bir insanın bazı iyilikleri olsa da kıyameti olur mu? demek ki,doğruluk,yüksek ahlakın olmazsa olmaz şartıdır.Bundandır ki, Allah azze vecelle, sıdk yani doğruluk faziletine çok ehemmiyet vermiştir.
Kur’an-ı Kerim’de görüyoruz ki Allah azze vecelle methetmek istediği kullarını hep sıddik olarak methetmektedir. mesela, ibrahim, ismail, idris aleyhimmusselam için O sıddik nebi idi. buyurması gibi.
Kur’an-ı Kerim’de Allah-u zülcelal’in kendisini de doğru sözlü olarak sena ettiğini görüyoruz:
“Rabb”,ının sözü sıdk (doğruluk)ve adalet bakımından tamamlanmıştır.o’nun kelimelerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur.o hakkıyla işiten ve bilendir”
yine,Kur’an-ı kerim’de doğruluğun faziletinden bahseden bir ayette Allah azze vecelle buyurur ki: “… Bugün doğru söyleyenlerin (sadıkların)doğruluklarının kendilerine fayda vereceği bir gündür. Altında ırmaklar akan cennetler -ki orada daimi ve ebedi kalıcıdırlar-onlarındır.Allah kendilerinden razı olmuştur, onlar da o’ndan razı olmuşlardır ve işte bu,en büyük kurtuluş ve saadettir.”